SELF EDUCATE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SELF EDUCATE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2012 Pazartesi

30 Mart 2012 Cuma

18 Mart 2012 Pazar

Vizyoner Liderlik (Visionary Leadership)

En büyük işler, büyük hayaller kurma özelliği olan insanlarca başarılmıştır. W. RUSSELL
Fikir benzin gibidir. Çok kişide benzin vardır. Fakat onu bir motora koyup çalıştırabilecek girişim, alevleyebilecek kibrit yoktur. Gassion

“ Vizyoner Liderlik ”, iki temel kavram üzerine oturmaktadır: Stratejik değişim ve proaktif vizyon. Geleceğe odaklanan ve geleceği görmeye çalışan bu anlayış, kurumun değişime ayak uydurmasını sağlama misyonunu vurguladığı için “ Transformasyonel Liderlik ” tarzına yakındır.

Stratejik değişime liderlik yapmak için gerekenler:
· Değişimi özümsemek ve farkına vardırmak
· Değişim için ortam hazırlamak ve değişim kültürünü yerleştirmek
· Bireylerin değişime uyum sağlamasını gerçekleştirmek
· Değişim sürecindeki yetki ve sorumlulukları paylaştırmak
· Gerekirse çalışma koşullarını ve şirket yapısını değiştirmek ve güncellemek
· Esnek ve öğrenmeye açık olmak
Proaktif vizyon oluşturmak, bu anlayışın ikinci yüzünü oluşturmaktadır:
· Gelecekten günümüze bakarak açık ve güçlü bir vizyon geliştirmek
· Bu vizyona erişmek için bir strateji belirlemek
· Vizyonunu ilerletmek ve herkese benimsetmek
· Güvenli ve iyimser bir şekilde davranmak
· Dramatik ve sembolik tavırlarla önemli değerleri vurgulamak

Vizyoner Liderliğin Boyutları
Değişim Yönetimi
Proaktif Vizyon Oluşturma
Beyin Fırtınası
Ufuk Dörtlüsü
Transformasyonel Yaklaşım
ARGE Yönetimi
Outsourcing
Strateji ve Gelecek Odaklılık
Yeni İş Fikirleri
Paradigma Değişimi
Proje Başlatma
Yeniden Yapılanma
Esnek Organizasyon
Esnek Çalışma Saatleri
Yeni Ekonomi
Paradigma Değişimi

Pratik bir yöntem isminden bahsetmiyoruz, değişimin beki de en uç sınırını ifade eden bir kavram bu. Algılama, anlayış, düşünme biçimi, ortam, herşey değişiyor. Einstein’in Quantum Fiziği kuramı ya da Interneti bu kategoride değerlendirebiliriz. Çünkü bu değişimler sadece bilimi ve teknolojiyi değil; toplumu, felsefeyi, dünyayı da kapsıyor. Genetik alanında yapılan araştırmaları da bu kategoride değerlendirmek mümkün. Bu çapta değişimler için gereken ön şart ‘kafaların değişmesi’.

26 Şubat 2012 Pazar

OSMANLIDA BİR KABİNE KRİZİ

Hakani Mehmet Bey, kelimenin tam anlamıyla divan efendisi ve divan şairiydi. Osmanlının her türlü idari ve siyasi görüşmelerinin yapıldığı divanda alınan kararları zapta geçirmekti görevi.

Evindeki divanda çok oturmaya vakti yoktu ama şiirlerini derlediği bir divani vardı.
Fuzuli kadar olmasa da arada sırada bu divan sayfalarına güzel gazeller yazıyordu.

Edirne kapı civarında katipler için ayrılan lojmanda oturuyordu.

Hazreti Muhammedin ruh ve bedeni güzelliklerini anlatan 'Hilye-i Saadet' adli müstesna kitabi yazdığı vakit, Fatih Sultan Muhammet Han, kendisine telif ücreti olmak üzere cizye kabilinden bir hediye vermek istemiş.
Ancak böylesi güzel bir kitaba ne verse yetersiz kalır diye düşünüp 'SORULA, NEYE İHTİYACI VARSA, O VERİLE' diye buyurmuş vezirlerine.
Vezirler 'dile bizden ne dilersen' diye sormuşlar Hakani Mehmet bey'e

O dahi; 'Özur dilerim, ben yazdığım kitabin caizesini öte dünyada efendimiz'in (S.A.V) bizzat kendisinden dileyeceğim. Burada bir şey almayı ucuzluk sayarım!' demesin mi?
Israrlar faide vermeyince bir kabine krizi çıkmış sarayda.
'Bunu hünkara nasıl söyleriz!' endişesiyle ısrar etmişler bir şey istemesi için.
'Hunkar emridir geri çevrilmez!' demişler.
Mehmet bey'in dediği dedik, bir şey istemez, vezirler de 'mutlaka isteyeceksin!' diye neredeyse falakaya yatıracaklar zavallıyı.

'Bari herkesin gönlü olsun,' diye, 'artık yaşlandım, eğer mutlaka bir ihsanda bulunulacaksa yağmurda çamurda evime giderken pek müşkülat çekiyorum, ata binmeme müsaade buyrulsun!'

'Tamam! Derhal sana bir at alalım!' demişler.
Ne var ki, buna da yeniçeri ağası itiraz etmiş. 'Nizam-i alemdir, şehir içinde at ile dolaşabileceklerin rütbeleri ve kimlikleri bellidir, kadim töreyi korumak vazifemdir, zinhar olmaz!'

Sonunda Mehmet bey'e Sirkeciden Cigaloglu Sinan Paşa'nin köşküne çıkan yokuşta bir ev satın alınıp iki gün içinde Edirnekapısındaki hanesini buraya nakletmişler de herkes rahat bir nefes alıp hünkara fedback yapabilmişler.


15 Ocak 2012 Pazar

Mecelle'nin ilk 99 hükmünden örnekler:

  • Beraat-ı zimmet asıldır. Borçlu olmamak asıldır. Borç ileri süren, ispatla mükelleftir.
  • Def'-i mefasid celb-i menafiden evladır. Zararı yok etmek, fayda sağlamaktan iyidir.
  • Ezmanın tağayyürü ile ahkâm tağayyür eder. Zaman değişince hükümler de değişir.
  • Ukudda itibar makasıt ve maaniyedir, elfaz ve mebaniye değildir. Sözleşmenin amaç ve anlamı göz önüne alınır, söz ve yazılışı değil.
  • Şekk ile yakin zail olmaz. Kuşku, kesin bilgiyi gidermez.
  • Kadim kıdemi üzere terk olunur. Eskiden varolanın (yeni bir etken ortaya çıkmamışsa) aynen devam ettiği varsayılır.
  • İçtihat ile içtihat nakzolunmaz. İçtihat içtihatla bozulmaz.
  • Zarar-ı ammı def için zarar-ı hass ihtiyar olunur. Özel zarar, genel zarara tercih edilir.
  • Alması memnu olan şeyin vermesi dahi memnu olur. Alması hukuka aykırı olanın vermesi de hukuka aykırıdır.
  • Beynel tüccar maruf olan şey beynlerinde meşrut gibidir. Ticari örf ve adetler ticari sözleşmelerin şartı gibidir.
  • Kelamın i'mali ihmalinden evladır. Söze bir anlam vermek, yok saymaktan iyidir.
  • Beyyine hüccet-i müteaddiye ve ikrar hüccet-i kasıradır. Kanıt herkesi, ikrar ise sadece ikrar edeni bağlar.
  • Tevehhüme i’tibâr yoktur. Yani, delile dayanmayan vehim ve kuruntulara hukukta i’tibâr edilmez, kıymet verilmez. Hukuk vehimlerle değil delillerle ilgilenir.
  • Ehven-i şerreyn ihtiyâr olunur. Yani, iki kötü şeyle karşı karşıya kalındığında daha hafif, daha az kötü olanı seçilir. Mesela tedavi imkânı olmayan gangren olmuş bir parmağın kesilmesiyle el kurtulacaksa, parmağın kesilmesi tercih olunur.

10 Ocak 2012 Salı

İç Denetim Departmanı Oluştururken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yeni Türk Ticaret Kanunu ile ülkemizde iç denetim konusunda farkındalık arttı. Kanunun gerekçesi, çeşitli danışmanlık şirketlerinin raporları ve fikir liderlerinin yorumlarından, iç denetimin gelecek 10 sene boyunca iş hayatında önem verilen bir konu olacağını ve kurumsal yapılar içinde yer bulacağını söylemek hatalı olmayacaktır. Bu bağlamda, iç denetçilik mesleğinin de geleceğin mesleklerinden bir tanesi olacağını düşünüyorum. İç denetim ile ilgili hem iş çevrelerinde, hem de profesyoneller arasında gittikçe daha fazla farkındalık oluşmaya başlaması, belirli bir ölçeğin üzerindeki şirketlerde iç denetim faaliyetlerine başlanacağına dair önemli bir sinyal. Ancak, şirketler bünyelerinde bir iç denetim departmanı oluşturmadan önce ve oluştururken bazı konulara dikkat etmeliler. İç denetim departmanını oluşturmakla görevli kişilerin (şirket içinden veya dışından) bazı konulara dikkat etmesi gerekiyor. Sağlıklı ve uluslararası standartlarda bir iç denetim sistemi oluşturabilmek kolay değil. Yardımcı olabileceğini düşündüğüm bazı hususları aşağıda özetlemeye çalıştım:

1) Uluslararası Standartları Öğrenmek: İç denetim departmanı oluşturmaya başlamadan önce, bu konuda mutlaka derin araştırma yapılması gerekiyor. IIA (Merkezi ABD'de olan İç Denetçiler Enstitüsü) tarafından yayınlanan ve Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından Türkçe'ye çevrilen Uluslararası Mesleki Uygulama Çerçevesi (UMUÇ) mutlaka edinilmeli ve dikkatlice okunmalı. UMUÇ'u TİDE'den alabiliyorsunuz. Burada çağdaş iç denetim mesleği, iç denetim faaliyetlerinin yönetimi ve iç denetçiler ile ilgili rehberlik sağlayan pek çok düzenleme mevcut. UMUÇ, piyasada "kırmızı kitap" olarak da biliniyor. Kırmızı Kitap bu işin olmaza olmaz rehberi olup, işe bu rehberi özümseyerek başlamak gerekiyor.
2) Eğitim Almak: Şirketlerde iç denetim departmanı kurmaya talip olan veya görevlendirilen kişilerin yapmaları gereken ikinci iş, iç denetim ile ilgili eğitim almak. Eğitim ile ne, neden, nasıl, ne zaman sorularına yanıt alabiliyorsunuz. İç denetim faaliyetini şirketlerde kurabilmek için gerekli tüm teorik ve pratik altyapıyı bu eğitimlerde kazanabiliyorsunuz. Başarılı bir iç denetim faaliyeti oluşturmak için İç Denetime Giriş, İç Kontrol, Risk Yönetimi ve Risk Odaklı İç Denetim Teknikleri başlıkları altında eğitimler almanın önemli olduğunu söyleyebiliriz. İç denetim eğitimlerini başta TİDE olmak üzere, farklı danışmanlık şirketinden de alabiliyorsunuz. Türkiye'de iç denetim hizmetleri konusunda uluslararası yetkinliği olan birkaç tane danışmanlık şirketi bulunuyor. Bu danışmanlık şirketlerinden, ki bunlardan sadece 5 tanesi iç denetim konusunda yetkindir, alınan eğitimlerin fayda sağlayacağını düşünüyorum. Bir diğer güçlü alternatif ise bu beş uluslararası danışmanlık şirketinden biri olan Control Solutions International ile Bahçeşehir Üniversitesi'nin birlikte hazırlayıp sundukları ve Türkiye'nin ilk ve tek sertifikalı eğitimi olan "İç Denetim Uzmanlığı Temel Düzey Sertifika Programı". Bu eğitim programının en önemli özelliği, meslekten gelen ve iç denetim konusunda çok tecrübeli olan eğitmenlerden daha çok uygulamaya dönük eğitim alınabilmesi. Bu sertifika eğitiminden mezun olan bazı kişilerin kendi şirketlerinde başarılı şekilde iç denetim faaliyetleri oluşturduklarını ve sürdürdüklerini söyleyebiliriz.
3) Ek Araştırma ve Okumalar: Standartları temin edip okudunuz, iç denetim ile ilgili eğitimler aldınız. Bunlara ek olarak yapmanız gereken diğer konu okumak ve araştırma yapmak. Yani bu işin teorisi ile Türkiye ve Dünya uygulamaları hakkında bilgi edinmek. Yeterli düzeyde araştırma yaparsanız, en iyi uygulamaları öğrenmek ve bunların şirketinizde başarı ile uygulanmasını sağlamanız mümkün. Tavsiye ettiğimiz öncelikli okuma listesi;
- Sawyer's Modern Internal Auditing (Lawrance Sawyer)
- COSO Internal Control Integrated Framework, 1992 (www.coso.org)
- The Internal Auditing Handbook, Spencer Pickett
- COSO Enterprise Risk Management Framework, 2004
- Ülkemizde iç denetim konusunda hazırlanmış çeşitli master ve doktora tezleri (www.yok.gov.tr)
- Brink's Modern Internal Auditing (Robert Moeller)
4) Diğer Meslektaşlarınız İle Bilgi Paylaşımında Bulunmak: Bilgi paylaşımı size çok şey katacaktır. Farklı şirketlerde sizden önce iç denetim faaliyeti kurmuş, kurulan bir sistemde çalışan veya iç denetim konusunda yetkin kişiler tanıyorsanız, bu kişiler ile irtibata geçip bilgi almanız faydalı olacaktır. Farklı kişilerden görüş almanız, farklı perspektif ve metodolojileri anlamak açısından faydalıdır. Özellikle, uluslararası şirketler, holdingler ve CAPİTAL 500 şirketlerinde çalışan tanıdıklarınız ile irtibat kurup, buraların iç denetim departmanlarında çalışan iç denetçilerden veya uzmanlardan yardım talep edebilirsiniz. Yine bazı bankaların Teftiş Kurullarında çalışan müfettişler de size bilgi verebilirler. Ancak, unutmamak gereken şudur: bu kişilerle yukarıdaki adımları tamamlamadan asla görüşmeyin. Önce ilk 3 adımı tamamlayın, sonra iritbat kurun. Böylece bilgi aldığınız kişilerin uluslararası standartlara ve modern iç denetim uygulamalarına hakim olup olmadığını daha iyi tartabilir, verilen önerileri bu bağlamda değerlendirebilirsiniz. Ayrıca www.icdenetim.org, www.bertankaya.net ve diğer bazı paylaşım sitelerinde iç denetim ile ilgili ücretsiz makale, blog yazısı, çalışma kağıdı, anket ve formlar bulabilirsiniz. Yine 5018 sayılı Kanun kapsamında Kamu İdarelerinde kurulmuş olan iç denetim birimlerinin internet üzerinde paylaştıkları çok değerli mevzuat ve çalışma kağıtları mevcuttur. Bunların çoğu uluslararası standartlarda olduğundan, bunları kendi bünyenize adapte edebilirsiniz.
5) Şirketinizde Patronları ve Üst Yönetimi İkna Etmek: İç denetim konusunda yetkinlik kazandıktan sonraki ilk işiniz, bu işin önemini patronunuza anlayabileceği dilden anlatmaktır. Bu konuda www.bertankaya.net sitesindeki pek çok makale ve blog yazısından faydalanabilirsiniz. Patronlara iç denetim sayesinde daha çok kar eden, dengeli büyüyen, risklerini iyi yöneten ve daha verimli çalışan bir şirket olabileceğinizi iyi anlatmalısınız. Dünyada bu işin önemi, yeni Türk Ticaret Kanununun tam bir kurumsal yönetim kanunu olduğu ve iç denetime büyük önem verdiği, orta ve büyük ölçekli pek çok şirkette iç denetim faaliyetlerinin başladığını vurgulamalısınız. İç denetimin bir lüks veya gider merkezi değil, patronun sağ kolu olacak bir zaruret olduğunun iyi açıklanması gerekmektedir. Ayrıca şirketinizin ölçeğine göre, iç denetimin doğrudan Yönetim Kurulu veya Denetim Komitesine bağlı olarak çalışması gerektiğine de patronlarınızı ikna etmelisiniz. Ayrıca şirket üst yönetiminin desteğini almak da işlerin hızlı gitmesi açısından önem taşır. Üst yönetime yardımcı olacak, işleri kolaylaştıracak ve şirkete değer katacak bir iş olduğunu iyi anlatmalısınız. Amacınızın hata bulmak ve kişileri suçlamak değil, sistemleri iyileştirmek ve üst yönetime katkı sağlamak olduğunu, iç denetimin modern ve sıcak yüzünü her defasında vurgulayın. İşin püf noktası budur.
6) Danışmanlık: İç denetimi öğrendiniz, patronunuzu ikna ettiniz. Şimdi hız kazanmak ve bu işi en doğru şekilde yapılandırmak için son adım güvenilir bir danışman ile çalışmaktır. Güvenilir, yetkin ve tecrübeli bir danışman ile çalışılması size zaman kazandırırken, patrona kısa zamanda arzu edilen sonuçların sunulmasını sağlar. Patronu mutlu edecek gelişmelerin sağlanması ile sizin konumunuz da daha fazla güçlenecektir. İyi bir danışmanın pek çok fayda sağlayacağı kesindir. Kötü bir danışman ise sizden çok şey götürebilir. Bu sebeple, iç denetim konusunda mutlaka yetkinliğe sahip (tercihen 10 yıl ve üzerinde iç denetim tecrübesine sahip), uluslararası bir uzmanlık sertifikası olan (CIA, CISA gibi), daha önce büyük ve orta ölçekli şirketlerde iç denetim sistemi oluşturmuş ve güçlü referansları olan, standartlara hakim ve elinde size uygulanabilecek çözümleri, metodolojileri ve çalışma kağıtları olan danışmanlar ile çalışmak gerekmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz uluslararası danışmanlık şirketleri dışında diğer şirket ve kuruluşlar ile çalışmak sadece zaman kaybı olacaktır. Doğru danışman seçimi size en az 1 sene kazandırırken, iç denetimin sağlıklı ve etkin kurulmasına yardımcı olacaktır.

29 Aralık 2011 Perşembe

Senin, Tırtılın sonu dedigine, usta KELEBEK der.

Bir bilge varmış, ne sorarsan dogru cevap verirmiş.
Onu çekemeyen biri demiş ki:
- Ona öyle bir soru soracağım ki kesinlikle bilemeyecek.
Ne soracaksın? diye sordukların da ise:
- Elimde bir kelebek var. Ölü mü diri mi? Diye soracağım. Eğer diri derse elimi sıkıp öldüreceğim. Ölü derse de elimi açıp bırakacağım uçup gidecek.
Bilgenin yanına gidiyor ve sorusunu soruyor.
- Elimdeki kelebek ölü mü diri mi? diye soruyor.
Bilgenin cevabı ise müthiş;
- O senin elinde!..
Sent from my BlackBerry® wireless device

23 Aralık 2011 Cuma

MÜLAKAT SIRASINDA UYMANIZ GEREKEN 7 KURAL

Eğer büyük bir sıçrayış yapmak istiyorsanız, bir sonraki iş görüşmeniz bundan öncekilerden farklı olmalıdır. İşe alımda en başarılı kişi veya sizinle mülakat yapan kişi ne aradığını tam olarak bilir. Başarılarının devam etmesi için nasıl birine ihtiyaçları olduğunun farkındadırlar. Öyleyse büyük maça hazır olduğunuzu nasıl kanıtlayacaksınız? Büyük bir oyuncu gibi düşünüp, aşağıdaki kurallara uyarak:
1.Büyük Resmi Gördüğünüzü Kanıtlayın: İş görüşmesine çağırılan bütün adaylar iş hayatına özgü önemli bilgilere sahiptirler. Ancak daha fazla bilgiye sahip ve bu bilgileri nasıl kullanacağını bilen kişilerin şansı daha yüksektir. İşe alım uzmanları geniş bakmanın öneminin farkında olan kişileri tercih ederler. *Tavsiye: Büyük resme giden yolları bildiğinizi ve onların önemini kavradığınızı ayrıca bu bilgilerinizi nasıl birleştirip kullanabileceğinizi gösterin.
2.İlgi Çekecek Noktaları Bulun: Ödevinizi yapın ve başvurduğunuz şeyin sadece bir iş veya terfi olmadığının, aynı zamanda firmanın asıl yöneticisinin de bu konuda söz sahibi olduğunun farkına varın. *Tavsiye:  Kendi bilgi birikiminizi konuşmanın bir parçası haline getirin. İş görüşmesi sırasında sadece başvurduğunuz pozisyonla ilgili değil, ayrıca firmanın genel işleyişiyle ilgili de bilgi sahibi olduğunuzu gösterin. Dikkat çeken bir soru sorun. Mesela: "Hindistan'daki pazarlama alanın büyütülme potansiyeli hakkında ne düşünüyorsunuz?"
3.Çözüm Üretin: Uzman yöneticiler çözüm bulmada yaratıcı fikirler üretebilecek adayları tercih ederler. Sorunun detaylarını bildiğinizi göstermektense, bu soruna çözüm bulmada hazır olduğunuzu gösterin. *Tavsiye: Geçmişte karşılaştığınız ve çözdüğünüz problemleri düşünün ve bu tip sorunlarla nasıl başa çıktığınızı anlatın.
4.Cesaretinizi Gösterin: Kiminle iş görüşmesi yapıyor olursanız olun, karşınızdaki kişi azimlidir ve sizin de öyle olmanız gerekir. Firmalar konuşmaktan çekinmeyen ve düşüncelerini açıkça dile getirebilen kişileri tercih eder. Başarılı bir iş görüşmesinin tek yolu kendinize güvenmektir. *Tavsiye: Risk almaktan korkmadığınız ve bunun sonucunda başarılı bir değişikliğeimza attığınıza dair örnek vermeye hazırlıklı olun.
5.Anlayışlı Tarafınızı da Gösterin: Evet, kendinize güvenmeli ve fikirlerinizi desteklemelisiniz; ancak bazı zamanlarda katılmasanız bile anlayışla karşılayabileceğiniz ve destekleyeceğiniz durumlar olduğunu da göstermelisiniz. *Tavsiye: Deneyimlerinizden yararlanarak rekabete açık olduğunuzu ve firmanın yararına olacak fikirleri savunabileceğinizi göstermelisiniz.
6.Dinleyin: Konuşmaktan çekinmediğinizi göstermek kadar, çok aşırı konuşmamanız da önemlidir. Karşınızdaki kişinin konuşmasını bölmeden dinlemeyi bildiğinizi gösterin. *Tavsiye: Sizi başarılı bir dinleyici gibi gösterecek sorular sorun. Örneğin eğer size belirli bir durum karşısında ne yapacağınız sorulursa hemen cevap vermenin büyüsüne kapılmayın ve o durumla ilgili mantıklı sorular yöneltin.
7.Pozitif Olun: Eğer dünyadaki her yöneticinin nefret ettiği bir şey varsa, o da mızmız bir çalışandır. Unutmayın ki herkes takıma pozitif enerji ve gerçek girişkenlik getirecek birini işe almak ister. Sorunlar karşısında ürettiğiniz pozitif sorunlar ve takındığınız pozitif tutumun nasıl başarılı olduğuna dair örnek vermeye hazır olun. *Tavsiye: Sizi bunu yapmaya yönlendirseler de, eski yöneticinizle ilgili olumsuz bir yorumda bulunmayın.

11 Eylül 2011 Pazar

Sisifos (VI) "Belki de bu dünya, başka bir dünyanın cehennemidir."

"Gerçek insan" zorlu ve kendine özgü yolculuğuna her daim "Evet" der, çabası da hiçbir zaman bitmez.

Albert Camus, Sisyphus efsanesini şöyle yorumlar: "İnsan, anlamsızlığına ve tüm baskılarına karşın yaşamı yenmek zorundadır." Sisyphus, tanrılar tarafından lanetlenip cezaya çarptırılmış ilk insanoğludur mitolojide.

Kahraman bilinçlidir. Her şeyin tükenmediğini, tüketilmediğini öğretir. "Anlına ne yazıldı ise o" saçmalığı kahramanın yolculuğu için geçerli değildir.

Sisyphus'un sessiz sevinci buradadır: Kaderinin ana hatları çizilmiş olsa bile iradenin gücü seçim özgürlüğü yani yolu kendisinindir. Kayası ise kendi nesnesidir. Kaya yuvarlanır durur. Kişi yükünü eninde sonunda bulur.

Kaybedenlerin vazgeçilmez sözüdür;
"Neden Ben?".
Kahraman ise kimseye taşıyamayacağı yükün verilmediğini gayet iyi bilir.

"Sisyphus gibi tepelere doğru, güçlüklerle tek başına, onuru ile didinmek de bir insan yüreğini doldurmaya yeter."

Denildiği gibi: "Yükünü her zaman bulur insan.".

Eğer Sisyphus yenilir ve acı çekmeye devam ederse bu tanrıların zaferi olacaktir. Ancak o direniş gösterir ve zafer onun olur.

Uygulaması her bireyin kendi hayatındadır.


Sent from my BlackBerry® wireless device

Sisifos (V) Hicbir seye ihtiyaci olmayan insan, yenilmezdir.

"Sisyphus o taşın birkaç saniyede aşağı (dünyaya) inişine bakar, yeniden tepelere doğru çıkarmak gerekecektir onu.

Böylesine taşlarla didinen bir yüz, taşın kendisidir şimdiden! O kayasından daha güçlüdür." diyor Albert Camus ve şöyle devam ediyor: "Sisyphus, tanrıların paryası, güçsüz ve ayaklanmış Sisyphus, düşkün durumunun tüm enginliğini bilir: inişi sırasında bunu düşünür.

Kimi günlerde dönüş böyle acı içinde geçiyorsa, sevinç içinde de geçebilir. Yeryüzünün görüntüleri usa (akil'a) fazla takıldığı zaman, insanın yüreğinde keder yükselir: kayanın yengisidir bu, kayanın ta kendisidir."

Sisifos Kimdir (?) (IV) Varlık ve yokluk arasında kendini arayan birey, kendince bir kahramandır.

"Zeus, bir kartal biçimine girerek ırmak-tanrı Asopos'un kızı peri Aigina'yı kaçırmıştır. O sırada Korinthos kralı olan Sisyphus kızını her yerde aramakta olan Asopos'a Aigina'ya ne olduğunu söyleyeceğini bildirir. Ama bir de koşul ileri sürer.

Asopos da buna karşılık Korinthos'a yeterince su verecektir. Zeus da bunun üzerine Ölüm Tanrısı Thanatos'u gönderir, Sisyphus'un canını alsın diye.

Sisyphus Thanatos'u bağlayıp bir yere kapar ama bu kez de hiç kimse ölmez olur. O zaman da Hades yakınmaya başlar. Zeus, Ares'i gönderir bunun üzerine. Sisyphus yakalanır. Ama kurnaz Sisyphus bu konuda da önlemini almıştır. Hades'e inmeden önce karısına ölüler için yapılması gereken hiç bir dinsel töreni yapmamasını söylemiştir. Hades Sisyphus'u serbest bırakır.

Sisyphus bir kez çıkınca yeryüzüne, bir daha geri dönmek istememiştir. İhtiyarlayıncaya değin Hades'e gitmemenin yolunu bulmuştur. Ama kaçınılmaz olarak gittiği zaman da işte o ağır cezaya çarptırılmıştır." Tanrıların öfkesine rağmen suyu yeğ tutmuştur. Ruhlar ülkesinde bundan dolayı cezalandırılmıştır.
Sent from my BlackBerry® wireless device

Sisifos (III) Gölgesiz güneş yoktur, karanlıksız aydınlık olmadığı gibi.

"Albert Camus, insanın yasamın anlamsızlığına ve tüm baskılarına rağmen direnmek zorunda olduğuna dikkat çeker ve Sisyphus'u anlamsızlığı akıl ve bilinç gücüyle yenen insan kahraman olarak niteler.
" Gölgesiz güneş yoktur karanlıksız aydınlık olmadığı gibi. Bu bilinçte olduğundan, geceyi, karanlığı, zorlukları tanır ve deneyimleyerek yaşar.

"Sisyphus, taşın düştüğü anlarda Camus'a göre içinde bulunduğu durumun saçmalığını kavrar, uyanır ve kaderiyle yüz yüze gelir. Bu an, Sisyphus'un bilince kavuştuğu andır.

Ne zaman olacağı belirsiz bir kurtuluş umuduna bel bağlamak yerine, bu işkencenin sonsuza kadar süreceği gerçeğiyle yüzleşen ve bu kaderini kabul edip aşağı inerek taşı tekrar yukarı çıkartmaya başlayan Sisyphus, bir kahramandır.

Bu boyun eğen değil, başkaldırandır. Çünkü tanrılar, sonsuz bir işkence cezasıyla elinden tüm ümidini alarak ona kötülük yapmak istemişler, ümidini kaybeden Sisyphus ise, bu kaderiyle yüzleşerek ve uyanarak kendi kurtuluşunu yaratmıştır."

Sent from my BlackBerry® wireless device

Sisifos (II) Yararsız ve umutsuz çabadan daha korkunç bir ceza yoktur.

"Tanrılar Sisyphus'u hic durmadan bir kayayı bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya mahkûm etmişlerdi; cezanın en kötü yanı, kayanın dağın tepesine dek geldikten sonra tam zirveye oturacakken aşağıya yuvarlanmasıdır, kaya asla dağın tepesinde durmayacaktır ve bu ceza sonsuza dek devam edecektir.

"Tanrılar, yararsız ve umutsuz çabadan daha korkunç bir ceza olmadığını düşünmüşlerdi.
Sisyphus, bir canlıya verilebilecek en büyük cezayla cezalandırılmış insandır."

Sisyphus "Karşı çıkmalıyım!" mantığı ile hareket eder. Bu deneyim yaşanacaksa bilinçli olarak, mücadele ile yaşanmalıdır. Bir cezaya çarptırılıp umutsuzca sonsuza dek bir yükü taşıma mantığı ile değil.
Sent from my BlackBerry® wireless device

Sisifos (I)

"Sisyphus'u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, kan ter içinde..."
Homeros

"Var oluş kaygısı kendi olma ya da olamama kaygısıdır.". Kierkegaard.
Sent from my BlackBerry® wireless device

8 Eylül 2011 Perşembe

Kıskançlığın kibiri

Suriye''nin çöllerinde Şeytan öğrencilerine şunları anlatıyordu: ''İnsanoğlu her zaman kendisi için iyi bir şeyler yapacağına başkalarının kötülüğünü istemekle meşguldür.''


Ve söylediklerini öğrencilerine göstermek için çölde dinlenmekte olan iki adam üzerinde bir deney yapmaya karar verir.

Şeytan, adamlardan birinin yanına yaklaşır ve ''Buraya senin dileklerini gerçekleştirmeye geldim'' der; ''Benden ne dilersen gerçek olacak. Arkadaşın da bu dilekten aynı senin gibi yararlanacak yalnız her ne dilersen, ona iki katı verilecek.''

Adam uzun bir süre sessiz kalır ve sonunda şöyle der: ''Arkadaşım benden daha mutlu ve kazançlı olacak, çünkü ne dilersem dileyim o benden iki kat fazlasını alacak. Bu yüzden: Tek gözümü kör et, işte senden bunu diliyorum.''

23 Ağustos 2011 Salı

GÜNÜN HİKAYESİ

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan kıyametleri koparırcasına anırmaya başlar. En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı ve artık işede yaramadığını kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar vererek bütün komşularla birlikte kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek önce daha beter bağırmaya başlar. Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser. Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftci kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silkeleyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır. Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır!

Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile. Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir. Sıkıntılarımızın herbiri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz.
Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.

Mutlulugun 5 basit kuralını unutmayınız:

1. Kalbinizi nefretten arındırın - Affedin.
2. Düşüncelerinizi endişelerinizden arındırın - Çoğu zaten hiç gerçekleşmez.
3. Basit yaşayın ve elinizdekilerin kıymetini bilin.
4. Daha çok verin.
5. Daha az bekleyin.

16 Haziran 2011 Perşembe

Eğer sizi üzen kişilere hala selam verebiliyorsanız, bu vicdanınızın sadakasıdır... (rumi)

29 Mayıs 2011 Pazar

Bu dördü varsa hayatınız hakikaten çook güzeldir!

Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı. İçlerinden sadece birinde şemsiye vardı.
Bu
İNANÇ'tır.

Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onları tutacaktır.
Bu
GÜVEN'dir.

Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
Bu
ÜMİT'tir.

Randevu yerine gecikince sevgililerden birisi, diğeri, onun geleceğini tahmin ettiği noktaya odaklanır ve saatlerce bekler.
Bu
AŞK'tır.

Ve bu dördü varsa hayatınız gerçekten çook güzeldir !

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Bu "survivor taner"i küçükken üç kere havaya atıp iki kere tutmuşlar”